Haşhaş

hashas

HAŞHAŞ

Latince Adı: Papaver Somniferum.

Bitki: 1-2 metre yüksekliğinde, be- yaz-mor çiçekli, portakal büyüklüğün­de meyvalar olan bir bitkidir.

Yetiştiği Yerler: Oldukça sıcak ik­limleri seven haşhaşın ziraatinin ilk de­fa nerede başladığı tam olarak bilin­memektedir. Bu yer bazı ilim adamları­na göre Akdeniz havzası, Anadolu ve Mezopotamya’dır. Bazıları ise Uzak­doğu ve Orta Asya’da olduğunu iddia eder.

Arkeolojik kazılarda elde edilen ba­zı bulgulara göre Anadolu’da Hititler döneminden beri ekim yapılmaktadır. Ayrıca yine bazı ipuçlarına göre etkile­ri de bilinmekteydi.

Hindistan, Batı Asya ve ülkemiz haşhaş ekilen başlıca bölgelerdir. Bir­çok haşhaş türlerini barındıran coğrafi bir bölge olan Türkiye’de 40’ın üzerin­de yabani haşhaş türü mevcuttur. Ege denizinin kuzeydoğusu özellikle Deniz­li, Afyon, Kütahya havalisi, Orta Ana­dolu, Konya, Burdur, İsparta haşhaş ekiminin geniş olarak yapıldığı toprak­lardır.

Haşhaş nisbeten killi fakat fazla su tutmayan topraklarda iyi yetişir. Çorak ve rutubetli tarlalar uygun değildir. Bit­kinin kökleri çok derine inmediği için gevşek topraklarda tutunamaz. Bu ne­denle haşhaş mümkün olduğunca az rüzgar alan yerlerde sık olarak ekil­mektedir. Ayrıca haşhaş ekilen toprak zengin olmalı ve mutlaka gübrelenme- lidir. 2-3 sene ard arda ekilirse ardın­dan tarla ya nadasa bırakılmalı ya da buğday, arpa, patates, pancar gibi bir başka ürün ekilmelidir.

Tarihçe: En eski tıbbi bitkilerden biri olan haşhaşın sümerler devrinden beri 5000 yıldır kullanıldığı anlaşılmak­tadır. Daha sonra Yunanlılar Mısırlılar ve Romalılar da bitki üzerinde birçok çalışmalar yapmıştır.

1972 yılında çıkarılan bir kanun ile Türkiye’de Afyon elde edilmesi yasak­lanmıştır. Haşhaş ekimi yalnızca kap­sül ve tohum elde etmek amacıyla, ta­mamen kontrol altında Orta Anado­lu’nun 7 ili sınırları içinde yapılmakta­dır. Burdur, Denizli, Uşak, İsparta, Af­yon, Kütahya, Konya bu illerimizdir. Bolvadin’de Toprak mahsulleri Ofisi ta­rafından kurulan bir fabrika afyondan morfin üretmektdir.

Afyon OsmanlIlar döneminde sık sık başvurulan bir ağrı kesici idi. O ka­dar ki neredeyse ecza dolaplarının başlıca ilacı olmuştur. Bunun haricinde keyif verici madde olarak kullanımı da oldukça yaygındır. Uzakdoğu’da oldu­ğu gibi oradan esinlenerek afyonkeş kahvehaneleri kurulmuş ve buralarda çubuk veya kabak denilen aletlerle af­yon sunulmuştur. Bu dönemlerde İs­tanbul’da uyuşturucu maddelerin satıl­dığı Tiryaki Çarşısı isminde bir çarşı bile bulunuyordu. Tiryaki çarşısı Sü- leymaniye camii karşısında bulunan dükkanlardı. Afyon kullanımı Osman­lI’da son zamanlara kadar devam et­miş, Cumhuriyet döneminde yavaş ya­vaş kontrol altına alınmıştır.

Afyon tarihin ilk çağlarından beri ağrı kesici, uyutucu ve keyif verici ola­rak kullanılmaktadır. Hipokrat, Diosko- rides, Galen gibi en eski tıp bilim adamları daha o çağlarda afyonun et­kisini bütün ağrı şiddetlerini yatıştırıcı ve her çeşit üzüntüyü giderici olarak tanımlamışlardır. Morfin günümüzde bilinen en etkili ağrı kesicidir.

Kullanılışı: Haşhaşın başı, yaprak­ları, tohumu, tohumundan elde edilen yağ ve haşhaş başından elde edilen afyonu değişik şekillerde ve değişik amaçlar için kullanılır. Şimdi bunları teker teker ele almak istiyoruz.

  • Haşhaş başı: 4-5 cm çapında, küre veya fıçı biçiminde soluk sarı renkli, hafif, iç bölmelerinde çok sayı­da tohum ihtiva eden bir kapsüldür.

Henüz tamamen olgunlaşmadan toplanır, içindeki tohumlar çıkarılır ve hafif sıcaklıkta kurutulur. Daha sonra kurutulmuş haşhaşbaşları suyla kay­natılarak ilaç haline getirilir.

Bu ilacın hafif ağrı kesici ve uyutu­cu etkisi vardır. Bu nedenle gargara olarak diş ağrılarına, içilerek vücudun çeşitli yerlerindeki hafif ağrılara ve kü­çük çocuklara uyutucu olarak kulanıla- bilmektedir. Ancak içilme suretiyle olan kullanım bilhassa küçük çocuklar­da ölümle sonuçlanabilen zehirlenme­lere yol açabileceğinden, tehlikelidir. Eskiden İstanbul baharatçılarında ço­cuk macunu denilen afyon içeren bir macun satılırdı. Bu da zehirlenmelere sebep olabileceğinden günümüzde sa­tışı yasaktır.

  • Haşhaş Yaprağı: Haşhaş bitki si­nin kurutulmuş yapraklarıdır. Bilhassa haricen merhem şeklinde ağrı kesici olarak kullanılmak üzere hazırlanır.
  • Haşhaş Tohumu: Afyon elde edildikten sonra tohumlar olgunlaşın­caya kadar tarla kendi haline bırakılır. Haşhaşbaşı sallanmaya başladığı ve içindeki tohumların sesi duyulur hale geldiği zaman toplanır. Buna kelle kırı­mı denir. Toplanan haşhaşbaşlarından tohumları ayrılır. Haşhaş tohumları yağ elde etmek için veya bazı çörek ve ekmek çeşitlerine lezzet vermek amacıyla tüketilir.
  • Haşhaş Yağı: Haşhaş tohumları­nın soğukta sıkılması ile elde edilen bir yağdır.

Haşhaş yağı besin olarak kullanılır. Çünkü afyon içermemektedir. Özellikle Orta Anadolu’da haşhaşlı bükme, haş­haş ekmeği, haşhaş helvası, haşhaşlı pide gibi yiyecekler haşhaş yağı ve to­humu kullanarak imal edilmektedir. Eskişehir’in haşhaşlı ekmeği ünlüdür.

5- Afyon: Haşhaş yetiştirilmesinin temel amacı bitkiden afyon ve ondan da çeşitli tıbbî etkileri olan maddeler elde etmektedir.

Afyon sakızı için tam olarak olgun­laşmadan, taze iken -ki bu genelikle Haziran ayı içinde olur- haşhaş başı­nın kapsülü özel bir bıçakla çizilerek oldukça yoğun afyon sütünün dışarı çıkması sağlanır. Daha sonra bu süt koyulaşıp esmerleşerek afyon sakızı adını alır. Afyon sakızı yine özel bir bı­çakla sıyrılarak toplanır ve ıslak elle yoğrularak yumru haline getirilir. Afyon sakızının toplanması için en ideal şart­lar sabah çığ kalktıktan sonra ve yağ­mursuz havadır.

Elde edilen afyon sakızı yumruları içerdiği morfin miktarına göre sınıflan­dırılır. Bu sebeple sakızı haşhaş ba­şından ayırırken bitkiyi de kesmeyip sadece sakızı almak çok önemli ve us­talık isteyen bir iştir.

Bir haşhaş başı ortalama 0.02 gr afyon verdiğine göre, bir dekarın afyon verimi 2-3 kg civarındadır. Böylece af­yonun ne kadar zor elde edilen ve de­ğerli bir madde olduğunu tahmin ede­biliriz.

Afyon ağızdan yutularak veya siga­ra içinde içilerek, afyondan elde edilen morfin damara enjekte edilerek, eroin toz halinde buruna çekilerek, ateş üze­rinde ısıtıp buharını soluyarak veya yi­ne enjeksiyon şeklinde kullanılabilir.

İçindeki Maddeler: Haşhaştan el­de edilen afyonun içerdiği en önemli madde morfindir. Bu kimyasal olarak alkaloid grubuna girer. Afyonda 20’den fazla alkaloid mevcuttur. Morfinden sonra en tanınmışları narkotin, pa- paverin, kodein, tebain ve narsein o- larak sayılabilir. Diğerleri çok düşük yoğunluktadır.

Tıbbî Etkiler: Afyonun aktivitesi içerdiği morfin miktarına bağlı olup, bu miktara göre tıbbi etkilerini değişik derecelerde gösterir.

  • Ağrı kesici etki: Yukarıda da be­lirttiğimiz gibi morfin bilinen en güçlü ağrı kesicidir. Bu etkisini, sinir siste­minde karışık mekanizmaları etkileyip, ağrı algı eşiğini arttırarak ve ağrıya karşı vücudun reaksiyonunu ortadan kaldırarak gösterir. Ağrının verdiği sı­kıntıyı yok eder. Kişi ilâç verildikten sonra ağrıyı duysa biie, kendini rahat ve huzur içinde hisseder.
  • Keyif verici etki: Morfin kişide en­dişe, üzüntü ve ruhi gerginliği ortadan kaldırarak keyif verir. Bu etki normalde maddeyi alanların % 10’unda görüldü­ğü halde, alışkın olanlarda bu oran % 80’lere varır.

Madde ahırımdan sonra, ilk olarak balayı devresi diye adlandırılan ferah­lık ve aşırı sevinç olan, keyif ve heye­can gibi duyguların hakim olduğu bir dönem görülür. Sonra bu etki giderek azalır.

Uyutucu etki: Somniferum latin­ee uyku verici anlamına gelmektedir. Morfin düşük dozlarda insanlardaki is­temli hareketleri azaltır, uyuşukluk ve uyku yapar. Kişi uyanık olduğu sürece hareketleri ve davranışları normal de­ğildir. Dikkatini bir noktada toplaya­maz. Birkaç dakika kendi halinde bıra­kılırsa uykuya dalar ve kişinin uyan- dırılması kolaydır. Bol bol rüya görülen

bir uykudur.

Yüksek doz morfin ise deliksiz bir uyku oluşturur. Morfin uykusundan uyanan kimse canlıdır ve bulantı ile boğaz kuruluğu dışında rahatsızlık duymaz. Bazen başağrısı da olabilir.

Uyutucu etkisi sebebiyle İngilte­re’de Viktorya döneminde çok meşhur olan afyon, birçok sanatçı ve yazar ta­rafından bu amaçla yaygın olarak, si­gara gibi içmek suretiyle kullanılmıştır.

  • Solunum Yavaşlaması: Afyon beyinde solunumu uyaran merkezleri baskılayarak nefes alıp vermeyi azaltır ve yüzeyleştirir. Yüksek dozlarda solu­num düzensizleşir, daha da yükselirse tamamen durarak kişinin ölümüne se­bep olur. Nefes zorluğu çeken hasta­larda bu hissi ortadan kaldırır.
  • Tansiyon Düşmesi: Santral sinir sistemine etki ile tansiyon düşer. Kalp atışları da yavaşlar.
  • Kabızlık: Barsaklardaki hormon sistemine etki ile barsak hareketlerini yavaşlatır.
  • Uyuşturucu Etki: % 90 oranında zihin bulanıklığı gelişir. Mantıklı karar verme, belirli bir fikre konsantrasyon yeteneği azalır. Hareketlerde azalma, isteksizlik ve çevreye ilgisizlik olur.

Cinsel istek ve gücü azaltır.

  • Bulantı Kusma: Bu etki beyinde­ki merkezler yolu ile ortaya çıkar.
  • Öksürük Kesici Etki: Afyon alka- loidlerinden özellikle kodein öksürük reflexini azaltarak, öksürüğü keser. 8. y.y.’da arap hekimler tarafından geliş­tirilen haşhaşlı bir öksürük şurubu 17. y.y.’a kadar popülaritesini korumuştur.
  • Bağımlılık: Afyon en kolay ve en kuvvetli bağımlılık yapan uyuşturu­cu maddedir. Bu durum ilacın sürekli alınmasını gerektiren ve yokluğunda fizikî ve ruhî bozukluklar görülmesiyle karakterize bir haldir. Ayrıca morfin kullanıldıkça aynı etkiyi elde edebil­mek için dozun arttırılmasına gerek vardır. Normal insanda ölüme sebep olabilecek olan morfin dozu, ilaca alış­kın kimseler tarafından rahatça kulla­nılabilir.

İlaç kullanılırken kandaki morfin miktarı biraz azalınca gerginlik ve na­hoş bir duygu ortaya çıkar. İlaç alının­ca meydana gelen rahatlama ile alış­kanlık pekiştirilmiş olur. Bağımlılık ge­liştikten sonra ise ilaç alınmazsa kısa sürede gerginlik, huzursuzuk, sıkıntı ile başlayan şikayetler uykusuzluk, ter­leme, burun akıntısı, göz sulanması, esneme, titreme, kılların dikleşmesi ile devam eder. Daha sonra kaslarda se­ğirmeler, karında kramplar, kusma, is­hal, iştah kaybı, sinirlilik görülür. Bu durum 7-8 gün sürer.

Devamlı afyon kullananlarda mad­de gittikçe artan bir şekilde organik bo­zukluklara yol açar. Çalışmada zorlan­ma, randıman azalması, zayıflama, af­yon dışında herşeye ilgisizlik, unutkan­lık, zeka zayıflaması iştahsızlık en bili­nen negatif etkilerdir. Ayrıca morfin ve­ya eroini damara enjeksiyon yolu ile kullananlarda AIDS, hepatit B, sıtma gibi mikrobik hastalıkların bulaşması, kol ve bacak damarlarında tıkanmalar, deride yaralar görülmesi sıktır.Afyon- keşlerin çoğunda bağımlılık, ruhi has­talık veya bunalım ile neticelenir.

Afyon bağımlılığında ilacı sağladığı

sürece kişi iyi gözükebilir. Fakat ilacın sağlanmasındaki sosyal, yasal ve eko­nomik engeller hastayı giderek çevre­sinden ahlâkî değer yargılarından uzaklaştırır. Yatkın kişilerde suç işle­me oranı yüksektir.

Afyon bağımlılığının tedavisi fazla ümit verici değildir. İrade ve kendi ken­dini kontrol edebilme yeteneği genel­likle olmadığından, hasta serbest bıra­kıldığında tekrar ilâca başlamaktadır. Bu sebeple afyonu ilaç bağımlılığı ve uyuşturucu kullanımının son durağı olarak kabul edebiliriz.*

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir